We use cookies in this website to serve you better.

We use cookies to personalize content and ads, provide social media features, and analyze traffic. We may also share information about your usage of our site with our social media, advertising, and analytics business partners. Our business partners may match this information with other information that you provide to them or that they collect while using their services.

What is the cookie?

Cookies are small text files that web-sites use to make their experience more efficient. According to the GDPR, we can place the cookie absolutely necessary for the operation of this site.If you have an account and do not want to these cookies you should delete account after login. For other types of cookies we need to get permission from you. This site uses different types of cookies. Some cookies are placed by third party services on our pages like google analytics. You should change your cookie settings in their privacy pages because of we can not interfere to those cookies. Your permit is valid for the following areas: web.tv

Akhisar Stadyuım İnşaatındaki İntihar Olayının Perde Arkası ve Tüm Gerçekleri

48 views
Category News
Date Added
LanguageTurkish [Türkçe]
Description
Stadyumdaki İntihar Olayının Gerçek Yüzü Ortaya Çıktı
Akhisar Haber Ajansı - AHA

Akhisar, kovalık mevkiinde 1 yıldır devam eden stadyum inşaatındaki 30 metre yüksekliğindeki vincin tepesine çıkıp intihara kalkışan Mehmet Öztürk ve Hüseyin Gökçimen olayının tatlıya bağlanmasının ardından olayın iç yüzü ortaya çıktı.

İntihar girişimine kalkan Mehmet Öztürk ve Hüseyin Gökçimen taşeron firmadan paralarını alamadıklarından dolayı intihar girişime kalkıştıklarını ifade etmelerinin ardından sadece Akhisar Haber Ajansı’na konuşan Stadyum inşaatının tek sorumlusu İnşaat Mühendisi Müjdat Şener, olayı anlattı.

1 yıldır Hayranoğulları İnşaat’ın taahhüdü altında devam eden Akhisar Stadyumu ve Kapalı Spor Salonu İnşaatlarının şefi ve tek sorumlusu İnşaat Mühendisi Müjdat Şener “bu olay bizler için doğru olmadı. Ama tabiki bu işin temelinde sıkıntı tamamen şuanda bize alt yüklenicilik yapan taşeron ve çalışan Mustafa Öztürk’ün kendi alt kademesinde çalıştırdığı Eşref Öztürk adlı kalfası ile işçilerin arasındaki bir olaydır. Tabizi bizim çalışma çeklimiz böyle, Türkiye’nin her yerinde de bu çalışmalara böyle olur.

Müteahhitler şantiye ve inşaatlarda alt yüklenici çalıştırır. Yüklenicilerin diğer adı da taşerondur. Bu taşeronlar da kendi bünyelerinde işçi çalıştırırlar. Bu işçileri bazen birebir kendileri çalıştırdıkları gibi kalfaları aracılığı ile de çalıştırırlar. Buradaki olay tamamen kalfa ile taşeron arasındaki sözleşmeden kaynaklıdır. Biz sonuçta taşeron ile belli bir ücret karşılığında anlaşmışız, bu ücreti de biz her ay Belediyeden aldığımız hak ve işler bazında yapmış olduğu işe göre zaten ödüyoruz.

ŞUANDA HİÇBİR İŞÇİMİZE BORCUMUZ YOKTUR

Taşeron da kendi alt kısımda çalışan kalfa ile kendi bir sözleşmesi var. Bu sözleşmede kendi aralarındadır, bizim açımızdan pek hüküm ifade eden bir sözleşme değildir, tamamen kendilerini bağlayıcıdır. Burada da dün itibari ile çalıştırdığımız Mustafa Öztürk adlı resmi taşeronumuza bütün ödemelerimizi yaptık. Bizde çalışan tüm sigortalı işçilerin asgari ücretlerini hesaplarına yatırdık. Şuanda bizde hiçbir işçinin resmi olarak maaş alacağı yoktur.

SORUN TAŞERON İLE KALFA ARASINDA ÇIKMIŞTIR

Bu tamamen taşeron ile kendi kalıpçı usta arasındaki hesap sorunundan kaynaklanmaktadır. Şimdi dün itibari ile kendi hesaplarını gördüler, bu kalfa anlatılana göre biz de buna şahit olduk, taşeron Mustafa Öztürk’den parasını almış, ancak çalıştırdığı elemanlara vereceği para yetmediği için bu parayı sözleşmeye bağlı kalmayarak yeniden fazlasını talep etmiş. Bu durumda ‘ben zarar ediyorum, bana bu zararımı taşeron sen karşıla’ demeye geliyor. Ben firma olarak şuanda zarar ediyorsam, ben bunu belediyeden devletten nasıl talep edemezsem, taşeronda çalışan kalfanın da bu demeye hakkı yoktur. Sonuçta bilinçli olarak sözleşmeyi imzalamış ve resmi belgesi var. O sözleşemeye göre hak etmediği bir parayı taşerondan talep etti. Tabiki bu da ödemeyince elemanlarını bu sabah itibari ile böyle bir olaya kalkışmışlardır. Yani tamamen taşeron ile kalfa ve kalfa ile elemanları arasındaki bir olay, şirketimiz ile alakalı bir olay değildir. Taşeronun da burada suçlu olduğuna inanmıyorum, çünkü taşeron da bizden sonra sözleşmeye göre ödemesinin tamamını yapmış ve ödeme dekontları mevcuttur. Yukarıda intihar girişiminde bulunan iki eleman parasını ödemeyen kalfanın biri kardeşi diğer ise eniştesidir. Olay bundan ibarettir.

Şuanda stadyum inşaatımızda 60 civarında çalışanımız mevcuttur. Bunların bir kısmı kalıp ve demirci, bir kısmı sıvacı, boyacı ve alçıcı, bir kısmı mekanik tesisatçı, bir kısmı elektrikçi ve hafriyatçılarımızdır. Toplamda 60’ın üzerinde personelimiz vardır. Eğer zaten işçilerimizin borcu olduğu takdirde işçi ve iş bulma kurumuna müracaat ettiğinde bunu alabiliyor. Bizim burada çalışan hiçbir personelimize maaş olarak alacağı yoktur.

AĞUSTOS SONU GİBİ STADYUMU TESLİM ETMEK İSTİYORUZ

Resmi olarak işyeri teslimimiz 2 Eylül 2013’dü. Tabiki biz buraya başlarken burada Mermer ve Odun ambarları ve dükkanları vardı. O yüzden biz buraya başlayamadık. Zaten yapılan yer teslim tutanağında da bununla ilgili not düşülmüştü. Yer teslimi yapılıyor ancak buradaki mermer ve oduncular var, ayrıca burada enerji hattı vardı onun alınmamasından dolayı biz işyeri teslimini fiili olarak yapamadık. Yasa olarak da işyeri teslimleri yer tesliminden başlar, ama eğer başlayamıyorsa, idareden kaynaklanan bir durum varsa ve fiili yer teslim tarihi baz alınarak yapılır. Şimdi bizim fiili olarak başlama tarihimiz yaklaşık 2 ay sonrasına atıldı. Belediye kontrol mühendisleri tarafından tutulan tutanaklar da bunlar da mevcuttur. Şuanda resmi olarak bize verilen en son süreye göre bizim iş bitimimiz 21 Ekim 2015’tir. 21 Ekim itibari ile biz buradaki taahhüdümüz altında bulunan stadyum ve kapalı spor salonunu bitirmekle yükümlüyüz. Bizim amacımız tabiki 21 Ekim’i beklemek değil, ilk etapta herkesin beklentisi olan stadyum kısmını en azından Akhisarspor’un maçlarını burada yapması açısından ilk etapta stadyumu vermek istiyoruz. İnşallah o konuda gecikmeye maal vermeden teslim etmek istiyoruz. Kapalı spor salonu ile ilgili belki biraz gecikme olabilir. Mümkün olduğunca stadyuma ağırlık verdik.

Şuan ki hedefimiz Ağustos sonu gibi teslim etmek istiyoruz. Belki bir veya iki maç olmasa bile üçüncü veya dördüncü maçına yetiştirebiliriz diye tahmin ediyorum. Tabiki bu bir de bizim dışımızda iklim şartları elverdiği sürece çalışabiliyoruz. Aşırı yağışlardan dolayı bir hafta veya on gün kazı yapamadık. Kar yağışları nedeniyle de son 3 ay içerisinde toplamda en fazla 40 gün çalışabildik. Ama mümkün olduğunca bu saatten sonra hiç durmadan ekipleri de arttırarak gerçi ekip sayısında sıkıntımız yok kaba inşaatımız sanırım 40 güne kadar biter. Yani kaba inşaattan kastım demir, kalıp ve beton kısımları biter. Bir taraftan da zaten bian içerisinde çelik imalatımıza başlayacağız. Koltukların şuanda üretimi başlandı. Mayıs ayını ilk haftası gibi montajlama başlayacak ve 4 ay içerisinde bitirmeyi planlıyoruz. Sadece çim olayımız kalacak, o da projemiz gereği gerçi ekim olarak görünüyor ama biz bunu daha erkene almak açısından tabaka tabaka çimi serip teslim etmeyi planlıyoruz” dedi.
Tags